Bence artık dünya insanları olarak hep birlikte senkronize ritüeller yapmaya başlamalıyız.
Evet belki herkesin bağlı olduğu bir din var.Ve bazılarımızın bağı o kadar fazla ki kalıpların dışında başka bir yöne eğilim göstermeyi tercih etmiyorlar.
Fakat bilim alanında o derece net yeni bulgular var ki dünya insanlığının ve üzerinde yaşadığımız dünya gezegeninin her geçen gün aydınlanmasına bizzat ben şahit oluyorum.
Mesela dünyanın ve üzerinde var olan her şeyin yaratılışı su bazlıdır.En basitinden bunu hepimiz biliriz ki dünya ‘nın 4 te 3 ü sularla kaplıdır.
İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir.
*Çocukların vücudunun su oranı yüksektir (% 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir.
*Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.
Suyun bizim için önemi farkında olsak da olmasak da yaratılışımız dolayısıyla çok büyüktür.
Su ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar doğrultusunda sizinle paylaşmak istediğim bilgilerden biri su moleküllerinin maruz kaldıkları enerji frekansına göre tepki verdikleri ve maruz kaldıkları frekansın bilgisini depoladıları ile ilgili . Bu konu ile ilgili dünyamızda en önde gelen çalışmalardan birisini Dr. Masaru Emoto yapmıştır. Yaptığı çalışmanın özeti aşağıdaki linkte yer alan ‘Ne biliyoruz ki?’ adlı filimde de ele alınmaıştır.Okumaktansa izlemek çok daha hoş olur diye paylaşıyorum.
Bu demek oluyor ki su, yaratılışı itibarı ile düşüncelerini kullanabilme gücü verilmiş olan İNSAN olarak bizim ona yükleyeceğimiz iyi niyet, sağlık, barış, mutluluk ve aklınıza gelebilecek tüm duygu frekanslarını depolayıp o frekansta titreşebilir. Ve eğer o suyu içerseniz sizin vücudunuzdaki su da aynı frekansta titreşmeye başlayabilir. Yaptığım araştırmalara göre edindiğim bilimsel veriler doğrultusunda geriye dönüp baktığımda bir çoğumuzun inanç sisteminde kabul görmüş olan okunmuş su içmenin faydalı olacağı bilgisi kim bilir kaç bin yıllık bir bilgi. Kadim inanışlar günümüzde bilimsel verilerle harmanlanıyor.Bizzat ben karşılaştığım araştırmalar ile hem çok şaşırıyorum hem de çok mutlu oluyorum.Çünkü anlıyorum ki insan denen varlık bir çok şeye yön verebilme donanımıyla yaratılmış Ve hem de diğer yaratılan her şey de birbirinin etkisine o kadar açık ki.Fakat biz yanlış yönlendirilmiş eğitimler dolayısıyla olmamız gereken bilinç ve kudretten uzak kalmışız. Belki de bu bazılarının dediği gibi dünyayı kendi güçlerini ellerinde tutmak için insanlığı belirli kör kalıplar ile yönetilmeye maruz bırakan elit tabaka tarafından tasarlanmış bir kurgudur.
Evrendeki yaratılmış her şey enerjiden ibaret ve her şey birbiriyle etkileşim halinde olduğuna ve biz de İNSAN olarak yaydığımız enerjiyi kontrol etme ve yönlendirme konusında yetkin olduğumuza göre bireysel olarak günlük yaşamımızda içtiğimiz suyun, yediğimiz yemeğin frekansını etkileyebiliriz. Onlara yükleyeceğimiz frekansların vücudumuzda sirküle olmasını sağlayabiliriz. Baktığımız her şeye gönderdiğimiz bilinçli ya da bilinçsiz her duygu frekansı ile her şeye hükmediyoruz aslında.Ben ailem ve kendim için öncelikle manyetik alan ve mineral içeren su arıtması kullanıyorum.Bunun üzerine de içtiğim suya niyetimi yüklüyorum.Çocuğuma ve eşime de niyet yüklemesi yapıp içiriyorum.
Bunun bir geniş spektrumdaki versiyonu herkesin suya ve yediklerine niyet yükleyerek kendi frekanslarını yükseltmesi.
Bundan daha geniş spektrumdan bakıldığında hepimizin beirli gün ve saatlerde dünya üzerindeki tüm su ve besin kaynaklarına iyi niyet frekansları yüklememiz toplu bi ritüel oluşturacaktır.Bu ritüellerin sürekliliği dünyamızın ve üzerindeki herşeyin frekansını artıracaktır.
Yeni çağda İNSAN olarak gücümüzü kullanarak ortak varlığımızın frekansını yükseltmemiz en büyük amacımız olmalı. Çünkü bunu zaten yapacak donanıma yaratılş olarak sahibiz.
Sevgiler
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder