31 Ocak 2013 Perşembe

Yeni Çağ Ritüelleri 2

Bugün özel bir gün. Yeni Çağ Ritüellerime özellikle su ve yemek ile ilgili olanlara bir yenisini ekledim ve de uygulamaya başladım.

Birkaç ay önce , kullandığımız diş macunlarındaki ağır metallerden vücudumu kurtarmak için edindiğim ve fakat bugün yarın derken ertelediğim Misvak ımı bugün paketinden çıkardım.Önce hemen kokladım.İnanılmaz güzel bir koku saçıyor etrafa. Kokladıkça kokladım.Ve misvaka var olduğu için minnet duygumu sundum.Aramızda bir sevgi frekansı oluştu.Ve sonra aşağıda okuyacağınız şekilde dişlerimi fırçaladım.Çok güzel bir his.Tamamen doğal bir varlıkla bütünleşiyorsunuz. Diş macunlarının yaptığı gibi  size ne ağır metal yüklüyor ne de beyin epifizinizin çalışmasını engelliyor. Hepinize sevgiyle öneriyorum.Aşağıda ingilizce olarak florürün beyinlerimize olumsuz etkisi ile ilgili bir video paylaşıyorum.

Bakın Misvak kısaca neymiş ve ne işe yarıyormuş…Bu bilgiler için mydearbody.com sayfasının kurucularına ve misvak ile ilgili yaptığım araştırmalarda sitelerinden faydalandığım herkese en güzel duygu frekanslarımı gönderiyorum.
Misvak Ağacı: Çok lifli, küçük bir ağaç olan misvak ağacının dallarının ucundaki kısım diş fırçası olarak kullanılır. Özsuyu doğal flörür içerir.
Misvağın Faydaları: Misvak, en iyi ve etkili diş temizleme aracıdır. Mikropları ve bakterileri öldürür. Dişleri temizler ve dişetlerini kuvvetlendirir. Diş çürümelerini engeller ve dişleri beyazlatır. Ağız kokusunu giderir. Ağrıları hafifletir. Balgamı giderir. Mide gazını gidermeye yardımcı olur. Bütün bu faydaları nedeniyle Hz.Muhammed tarafından misvak kullanmak çok tavsiye edilmiştir.
Misvak Nasıl Kullanılır? Misvağın dalından 15 cm kadar bir parça kesildikten sonra ucu 1-2 cm kadar yontulup kabukları soyulur. Bir süre tuzlu su içinde bekletilince soyulan kısmın içindeki lifler açılır ve diş fırçası görünümünü alır. Eğer dallar çok sertse ve kendiliğinden açılmıyorsa bir bıçak yardımıyla açılması sağlanabilir. Misvak hazır hale getirildikten sonra normal bir diş fırçası gibi diş temizliği için kullanılır. İlk kullanımlarda, zayıf dişetlerinde hafif kanama olabilir. Misvak kullanmaya devam ettikçe diş etleri güçlenecek ve bu kanama kısa sürede geçecektir.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Yeni Çağ Ritüelleri

Bence artık dünya insanları olarak hep birlikte senkronize ritüeller yapmaya başlamalıyız.
Evet belki herkesin bağlı olduğu bir din var.Ve bazılarımızın bağı o kadar fazla ki kalıpların dışında başka bir yöne eğilim göstermeyi tercih etmiyorlar.

Fakat bilim alanında o derece net yeni bulgular var ki dünya insanlığının ve üzerinde yaşadığımız dünya gezegeninin her geçen gün aydınlanmasına bizzat ben şahit oluyorum.

Mesela dünyanın ve üzerinde var olan her şeyin yaratılışı su bazlıdır.En basitinden bunu hepimiz biliriz ki dünya ‘nın 4 te 3 ü sularla kaplıdır.
İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir.
*Çocukların vücudunun su oranı yüksektir (% 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir.
*Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.

Suyun bizim için önemi farkında olsak da olmasak da yaratılışımız dolayısıyla çok büyüktür.
Su ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar doğrultusunda sizinle paylaşmak istediğim bilgilerden biri  su moleküllerinin maruz kaldıkları enerji frekansına göre tepki verdikleri ve maruz kaldıkları frekansın bilgisini depoladıları ile ilgili . Bu konu ile ilgili dünyamızda en önde gelen çalışmalardan birisini Dr. Masaru Emoto yapmıştır. Yaptığı çalışmanın özeti aşağıdaki linkte yer alan ‘Ne biliyoruz ki?’ adlı filimde de ele alınmaıştır.Okumaktansa izlemek çok daha hoş olur diye paylaşıyorum.


Bu demek oluyor ki su,  yaratılışı itibarı ile düşüncelerini kullanabilme gücü verilmiş olan İNSAN olarak bizim ona yükleyeceğimiz iyi niyet, sağlık, barış, mutluluk ve aklınıza gelebilecek tüm duygu frekanslarını depolayıp o frekansta titreşebilir. Ve eğer o suyu içerseniz sizin vücudunuzdaki su da aynı frekansta titreşmeye başlayabilir. Yaptığım araştırmalara göre edindiğim bilimsel veriler doğrultusunda geriye dönüp baktığımda bir çoğumuzun inanç sisteminde kabul görmüş olan okunmuş su içmenin faydalı olacağı bilgisi kim bilir kaç bin yıllık bir bilgi. Kadim inanışlar günümüzde bilimsel verilerle harmanlanıyor.Bizzat ben karşılaştığım araştırmalar ile hem çok şaşırıyorum hem de çok mutlu oluyorum.Çünkü anlıyorum ki insan denen varlık bir çok şeye yön verebilme donanımıyla yaratılmış Ve hem de diğer yaratılan her şey de birbirinin etkisine o kadar açık ki.Fakat biz yanlış yönlendirilmiş eğitimler dolayısıyla olmamız gereken bilinç ve kudretten uzak kalmışız. Belki de bu bazılarının dediği gibi dünyayı kendi güçlerini ellerinde tutmak için insanlığı belirli kör kalıplar ile yönetilmeye maruz bırakan elit tabaka tarafından tasarlanmış bir kurgudur.

Evrendeki yaratılmış her şey enerjiden ibaret ve her şey birbiriyle etkileşim halinde olduğuna ve biz de İNSAN olarak yaydığımız enerjiyi kontrol etme ve yönlendirme konusında yetkin olduğumuza göre bireysel olarak günlük yaşamımızda içtiğimiz suyun, yediğimiz yemeğin frekansını etkileyebiliriz. Onlara yükleyeceğimiz frekansların vücudumuzda sirküle olmasını sağlayabiliriz. Baktığımız her şeye gönderdiğimiz bilinçli ya da bilinçsiz her duygu frekansı ile her şeye hükmediyoruz aslında.Ben ailem ve kendim için öncelikle manyetik alan ve mineral içeren su arıtması kullanıyorum.Bunun üzerine de içtiğim suya niyetimi yüklüyorum.Çocuğuma ve eşime de niyet yüklemesi yapıp içiriyorum.
Bunun bir geniş spektrumdaki versiyonu herkesin suya ve yediklerine niyet yükleyerek kendi frekanslarını yükseltmesi.

Bundan daha geniş spektrumdan bakıldığında hepimizin beirli gün ve saatlerde dünya üzerindeki tüm su ve besin kaynaklarına iyi niyet frekansları yüklememiz toplu bi ritüel oluşturacaktır.Bu ritüellerin sürekliliği dünyamızın ve üzerindeki herşeyin frekansını artıracaktır.

Yeni çağda İNSAN olarak gücümüzü kullanarak ortak varlığımızın frekansını yükseltmemiz en büyük amacımız olmalı. Çünkü bunu zaten yapacak donanıma yaratılş olarak sahibiz.

Sevgiler




11 Ocak 2013 Cuma

UYANIŞ

Her birimiz farklı bilinç düzeylerinde farklı yaşam biçimlerine sahip farklı bedenlerdeki TEK BİLİNCİN parçalarıyız. Tıpkı okyanustaki su damlaları gibi. Her birimiz bağlı olduğumuz TEK bilinç kaynağının gözleriyle birbirini ve varoluşu izleyen bilinçleriz. Biz,  çeşitli enerji seviyelerindeki ortamlarda var olmuş enerji varlıklarız. Tek kaynaktan geliyoruz ve o tek kaynağın kendi kendisini izlemesi prosesinin parçasıyız.

Zaman dediğimiz şey bir illüzyon. Madde bir illüzyon. Tek gerçeklik ise her an her yerde ve her şeyde olan bilinç. Madde , bilincin dans ettiği bir platform sadece. Madde çeşitli yaşam sürelerine sahip ve dönüşen bir materyal.

Otuz sekiz yıllık yaşamımda son 2 yıldır çok hızlanmış ve ondan önceki son 8 yılda da yoğunlaştırılmış şekilde bizzat yaşayarak edindiğim tecrübe ve bilgi beni yukarıda özetlediğim düşünce formuna ulaştırdı. Bu form yaradılışın tasavvufta da işlenmiş olan öz bilgisidir.

Son 10 yılımda şimdi geriye baktığımda kaynağın kendisini izlemenin yanı sıra benim de onu izleyebilmem için bana ulaşma çabaları olarak gördüğüm çetrefilli olaylar silsilesi ile boğuştum.
Tüm bu kaos ve sıkıntılar silkinmemi, yaşadığımız şeylerin tekamül etmemiz için tasarlanmış kurgular olduğunu idrak etmemi ve uyanmamı sağladı.
En önemlisi bulunduğum enerji seviyesinden baktığımda her şeyin O’nunla karşılıklı birbirimizi izlemek amacı ile varolduğunu , O’nun SEVGİ olduğunu anladım.
Bu sonsuz SEVGİ frekansının içinde sonsuzluğa doğru çıkmış olduğumuz bir yolculuktayız.

Tasavvufta Cennet diye adlandırılan şey aslında ne bir yer ne bir mekan, işte tam da bahsettiğim bilinç seviyesinde titreşiyor olmak. Bu bilinç seviyesinde korku gözden çoktan kaybolmuş, gri bulutlar etrafı pırıl pırıl aydınlatan ışığa duydukları sevgiden sönüp gitmişler.Artık sadece SEVGİ ve IŞIK var.

Sevgiler
Didem

4 Ocak 2013 Cuma

2013-İlk

Aldığım derin nefesler karanlıktan aydınlığa çekiyor
Orada renkler birbiriyle dans ediyor
Evrensel harmoninin görüntüsü bu
Her renk neşe ile titreşiyor

Renkler şimdi yeşil ve morun tonları
Ve vücudumu saran çiçeklere dönüştü
Bedenim çiçek bahçesi
Kokular yayılmaya başladı
Huzur bu bahçede gizli
Ben şimdi yeşil ve mor bir bahçeyim


Bugün uzun zamandan sonra MEDİTASYON yaptım

Eskiden herşey benim için çok kolaydı.Çocukluğumdan itibaren yani kendimi fark etmeye başladığım andan itibaren hayal kurma gücümün ne kadar yüksek olduğunu bizzat yaşayarak gördüm.Ve hatta ilk gençlik yıllarımda kurduğum hayallerin hayatımın planı olarak bana geri dönmesi beni hem şaşırtıp hem de istediklerim hep oluyor sevincine boğuyordu.
Hayal kurmak o zamanlar benim için yatağa uzanıp uzuuun uzun derinlemesine bir resim çizmek ve o resmin içinde tüm gerçekliği bilfiil yaşamaktı.Yani kurduğum dünyanın içindeki tüm renkleri, tüm duyguları , tüm lezzetleri ve tüm olmasını istediklerimi birer nakış gibi işlemek.
Bu hayalleri kurduktan sonra o kadar mutlu devam ederdim ki günlük yaşamıma:-) Bu benim için neredeyse günlük bir ritüeldi.Hatta çok sevdiğim bir hayalime kaldığım yerden veya en baştan tekrar tekrar başlayarak devam ederdim.Geliştirir, düzeltir, en mükemmel halini hafızama nakşederdim.Şimdi anlatırken bile çok çok mutluluk duyuyorum sizlerle paylaştığım için.
Yıllar içerisinde bilimin de yön değiştirmesi ve quantum mekaniğinin daha iyi anlaşılması ile ortaya çıkan fikirler ve yapıtlar benim o zamanlar bilmeden ne kadar doğru şeyler yaptığımı anlamama ışık tutuyor.Her geçen gün yepyeni bilimsel verilere ulaşıyorum ve çok mutlu oluyorum.

Çocukken dünyada aç, acı çeken, çirkin, ailesiz insanların var olması beni çok üzerdi.Hep sorgulardım.Neden dünya savaşlarla dolu, neden açlık var, neden neden??? Çok uzun süre kendimi yıpratacak derecede bunları düşünüp elimden gelen yardımı insanlara vermeye çalıştım.Elimden maddi yardım gelmezdi.Ben de insanların sorun olarak gördükleri konularda onlara manevi destek olmaya çalıştım. Herkesin tüm olumsuzluklara rağmen bunların içindeki olumluyu yani ışığı bulmasını istedim.

Bu sorgulamam hala devam ediyor ama yön değiştirdi. O zamanki kadar acı çekmiyorum.Çünkü varolan herşeyin dünya üzerinde dünya ile birlikte titreşen varlıkların kollektif bilincinin oluşturduğu gerçeklik olduğunu biliyorum. Hepimizin titreşimsel olarak birbirimizle bağımız olduğunu ve birbirimizi etkilediğimizi biliyorum.Hepimizin tekin parçası olduğumuzu biliyorum.Tüm bunlar bendeki ışığı daha da parlak hale getiriyor.Çünkü umut vadediyor.

Bütün bunların bugün yapmaya başladığım meditasyonla ne ilgisi var diye soranlarınız için ;
çünkü artık tekin parçası olarak eskiden olduğu gibi hayallerimin içinde mutluluk duygusuna sarılmak , bakış açımı genişletmek ve mutluluk duygusunun bende yarattığı titreşim frekansını evrene göndermek istiyorum. Böylece bütünün hayrına bir adım atmış oldum ve etrafıma ışık saçmaya karar verdim.

Meditasyon yaparken o kadar rahatladım ve mutlu oldum ki anlatamam.İçimde bir genişleme ferahlık herşeyi yapabileceğime dair bir inanç ışığı belirdi ve hala içimde :-)
Paylaşacak çok şey var evrendeki galaksiler kadar çok:-))
Varolan herkesi ve herşeyi seviyorum
Didem