25 Eylül 2013 Çarşamba

AN

An ' da gizli olan sessizlik
An 'ı fark ettiğinde
Tek olanın huzurundasın
Heryeri ve herseyi kaplayan coskun mutluluksun

An' da karsındaki sensin
Ve her zorluğu asmak için çare sende
An' ın içinde adım at
İçindeki sefkati anla ve hisset
Kozmosla birlikte titreştiğinde
O yolunu aydınlatacak sevgiyle




7 Eylül 2013 Cumartesi

Kristal Şehir

Kristal şehre gittim sonunda
Uyanıkken öyle bir yerin varlığını bile bilmezken
Kristal dağların üzerine oyulmuş antik bir şehir
Zamansızlık içinde duruyor
Kara bir elmas sanki, şeffaf ve derin bir gizemi var
Yalçın kristal kayalıklara inşa edilmiş evler,
Evleri birbirine bağlayan kristal merdivenler.....
Karşı tepede öylece durup izlerken buldum kendimi
Ne kadar özlemişim diye iç geçirirken biri sırtıma dokundu nazikçe,
Özledin mi geldin işte hep buradasın zaten merak etme dedi
Kimdi bilmiyorum, ama anladım ki burada sen osun o da sen,
Hisler bir, düşünceler bir, varlık bir
Gözlerimi açtım , içimde oradaki hislerim...
Kurduğum bu bağ ile,
Evrenin bir yerinde orada bir yerlerde olduğunu BİLİYORUM Kristal Şehrin
Bu bilmek hissi öyle kutsal ki.......Çok mutluyum

6 Eylül 2013 Cuma

ADA

Okyanusun bilinmeyen bir yerinde
Issız küçük bir adadayım
Tropik bir bitki örtüsünün tam ortasında 
Küçücük bir göletin içindeyim

Göletin suyu o kadar berrak ki 
İçindeyken ben gölet olmuşum, gölet de ben
Öyle bir huzurla birbirimizi sarıyoruz ılık ılık
Çeşit çeşit kuşlar ötüyor, rengarenkler
Bir daldan diğerine konuyorlar

Kokuların ruhumu saran büyüsüyle
Dalmışım seyre bu alemi
Coşkun bir saadet olmuşum , büyü olmuşum
Bir olmuşum salınıyorum.......

5 Eylül 2013 Perşembe

RÜZGAR

Rüzgar oldum, esiyorum çayırların üzerinden
Çimenler, çiçekler arasından geçiyorum
Estikçe boyunlarını büküyorlar narince
İleride sıradağlar güneşin son ışıklarıyla mor renkte,
Bir an esmeden duruyorum, yukarıdan etrafa bakıyorum
İşte an o an sükunet, dinginlik ve birlik hepsi tek anda gizli

1 Ağustos 2013 Perşembe

SAF IŞIK

Simsiyah bir sonsuzluktayım
Huzur ve farkındalık içerisinde oturuyorum
Kalbim birden pır pır etmeye başlıyor
Siyah boşluk benden taşan ışıkla aydınlanıyor
Anlıyorum ki bedenim saf ışık haline uyanıyor

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Zümrüt

Yemyesil derenin ılık suları ayaklarımı rahatlatıyor
Ilık suyun üzerinde yürüyorum
Bedenim çok hafif,  uçusan bir tül sanki

Salkım söğütlerle gizlenmis bu cennette
Söğütlerle birlikte salınıyoruz simdi
Yok hiç birbirimizden farkımız



29 Temmuz 2013 Pazartesi

Kobalt Mavi

Kucağımda bir saksı var içinde violet rengi bir gül,
Gözlerimin gördüğü kucağım, saksıdaki gül
ve daha asagıda kobalt mavi derin bir deniz

Daracık bir çerçeveye evrenler sığmıs beni izliyor
Yüreğim coskun sevginin içinde erimis
Varolusu seyrediyor


26 Temmuz 2013 Cuma

Sonsuzlukta

Bedenim toprağı, toprak bedenimi kucaklıyor
Yemyesil otlar serin rüzgar ile salınıyorlar
Uçsuz bucaksız bir çayırda otlar, rüzgar ve ben

Günes pırıl pırıl her zamanki gibi
Sevinç ve nese saçıyor
Gözlerim kapalı, uzaklarda rüzgar çanları çalıyor 

Öyle bir huzur ki içimdeki
Tüm hücrelerime sağlık ve ısık enerjisi akıyor
Kalbimin atısları evrene sevgi sinyalleri yayıyor


4 Mayıs 2013 Cumartesi

Işıltılı Mağara

Gecenin derinliklerinde bir mağaradayım
Mağara geniş ve ıssız
Denizle kaplı, su karanlık 
Dışarıda ışıl ışıl ay parlıyor

Tam ortasındayım gizemli  ılık suyun
Yosun ve iyot kokusunu çekiyorum içime alabildiğine 

Gece sessiz , mağara huzurlu 
Şıp şıp dalgalar vuruyor bedenime
Coşkun bir mutluluk hissi ile yüzüyorum
Kimsecikler yok , ama ben bütünüm herşeyle




29 Nisan 2013 Pazartesi

Gece Pırıltıları

Kendimi aniden gecenin ortasında buldum
Gece de değil sanki uzay boşluğunda süzülüyorum
Sonsuzluk hissi kaplıyor tüm benliğimi
Geldiğim yerdeyim her şeyin özü olan yerde

Huzurun merkezi burası
Tüm olasılıkların  kaynağı

Arzuladığım  her şeyi seçebilirim şimdi
Niyetlerimi birer birer yakarak bırakıyorum
Mum misali o sonsuz karanlığa
Işıl ışıl parıldıyorlar huzur denizinde
Yaşamıma parlayarak inecekleri günü bekliyorlar



5 Nisan 2013 Cuma

ŞİFA FREKANSI

Işıl ışıl Şeffaf bir Piramitin içindeyim
Piramit kendi etrafında dönüyor
İçerisi çok huzurlu ve sakin
Etrafımı Zümrüt yeşili bir küre sarıyor.
Pırıl pırıl yeşil kürenin içindeyim şimdi.
Kürenin ortasında oturuyorum ve dönüyorum
Küre de dönüyor tam ters yöne
Işıltılı beyaz piramit
Pırıltılı yeşil küre
Ve ben ikisinin tam ortasında
Burası şifalandığım yer
Frekansım şifaya ayarlanıyor

13 Şubat 2013 Çarşamba

Dün gece öyle bir rüya gördüm ki !!!


Görüntü yok. Yatakta yattığımın bilincindeyim ama uyuyorum ve aklımdan bi sürü düşünceler geçiyor. Dünyanın içinde bulunduğu olumsuzlukları hissediyorum teker teker ve bayağı etkileniyorum ama beni etkilemesine engel olmak istiyorum. Çünkü bedenim de ruhum da sarsılıyor. Tam da bu noktada tüm benliğimi saran bir ses duyuyorum. İngilizce olarak “ You are what you dream of ” diyor bana.
Yani “ Neyi düşlersen sen “ O “ sun “. O kadar kesin bi ifade ile ve dünyanın içinde yüzdüğü olumsuzlukların her biri beni vurmaya çalışırken sanki bir GONG sesi gibi etkili. İlk duyduğumda nedir bu dedim ama her seferinde bıkmadan söylenince anladım ki o sırada dünya tüm bunlarla çalkalanıyor olabilir ama sen hayal ettiklerini yaşarsın diyor. Bu sadece bana söylenmiyor. Bu ifade insanlığa duyurulmak istenen bir gerçeklik. Ve uyandığımdan beri üzerinde o kadar çok düşündüm ki. Kendi hayatımdaki yansımalarına göz attım. Ne kadar doğru…. Kendinizle ilgili kurduğunuz gerçeklik sizin hayalini kurduğunuz gerçeklikle örtüşür. Eğer bir şeyi yapamayacağınızı düşünürseniz ömrünüz o şeyi yapamamakla geçer. Yani yapamayacağınız düşündüğünüz o şeyi kurduğunuz gerçekliğin içerisine almamış olursunuz .Halbu ki bir an gelip aynı şeyi yapabileceğinizi hayal ederseniz yapabilirsiniz. Ve kendinize şaşırırsınız. Oysa ki şaşıracak hiçbirşey yok. Bizim yaradılışımız bu şekilde. Makine gibiyiz. Beynimize ne komut verirsek o doğru olup olmadığını ayırt etmeden yapar. Program böyle yapılmışJ Ben mesela rahatsızlığımdan dolayı zıplayamayacağımı düşünüyorken iki yaşındaki kızım anne zıplasın baba zıplasın dediğinde nasıl zıplayabiliyorsam herkes her şeyi yapabilir. Biz dünya insanları olarak varoşlumuzdan beri ne kadar özel dizayn edilmiş varlıklar olduğumuzun farkında olmadan yaşayıp bugüne kadar geldik. Fakat artık durum değişiyor. Tasarımımızdaki özelliklerin en önemlisi olanı fark etmeye başlıyoruz. İçimizde bir duygu yaratan düşüncelerimizin yaşam gerçekliğimizi oluşturduğunu. Yani aslında kader dediğimiz ve tüm suçu yüklediğimiz sistemin bizim ürettiğimiz düşünce ve duygulardan kaynaklanan davranış biçimimizin ürettiği sonuç olduğu gerçeğini. Kurtuluş için tek çıkış noktası kişinin yaşadığı her ama her şeyin sorumluluğunu üzerine alabilmesi ile alakalı. Çünkü gerçekler bu yönde. Bunu artık bilimsel olarak görebiliyoruz. BKNZ: Quantum Mekaniği….

Ayrıca kişi olarak ürettiklerimiz dışında bir de insan ırkı olarak toplu düşünce üretimimizle ilgili global sorunlar yaratıyoruz. Bu da kolektif bilincimizin düzelmeye başlamasıyla düzelecek sorunlar oluşturuyor. O yüzden her birimiz bilinç seviyemizi bireysel olarak yükselttikçe toplu olarak da düzelmeler olacak.Yılmadan bu bilinçle ilerlemeliyiz. Bireysel yaşamımız da dünyamızın gelecekteki hali de BİZE BAĞLI…..

Sevgiler

31 Ocak 2013 Perşembe

Yeni Çağ Ritüelleri 2

Bugün özel bir gün. Yeni Çağ Ritüellerime özellikle su ve yemek ile ilgili olanlara bir yenisini ekledim ve de uygulamaya başladım.

Birkaç ay önce , kullandığımız diş macunlarındaki ağır metallerden vücudumu kurtarmak için edindiğim ve fakat bugün yarın derken ertelediğim Misvak ımı bugün paketinden çıkardım.Önce hemen kokladım.İnanılmaz güzel bir koku saçıyor etrafa. Kokladıkça kokladım.Ve misvaka var olduğu için minnet duygumu sundum.Aramızda bir sevgi frekansı oluştu.Ve sonra aşağıda okuyacağınız şekilde dişlerimi fırçaladım.Çok güzel bir his.Tamamen doğal bir varlıkla bütünleşiyorsunuz. Diş macunlarının yaptığı gibi  size ne ağır metal yüklüyor ne de beyin epifizinizin çalışmasını engelliyor. Hepinize sevgiyle öneriyorum.Aşağıda ingilizce olarak florürün beyinlerimize olumsuz etkisi ile ilgili bir video paylaşıyorum.

Bakın Misvak kısaca neymiş ve ne işe yarıyormuş…Bu bilgiler için mydearbody.com sayfasının kurucularına ve misvak ile ilgili yaptığım araştırmalarda sitelerinden faydalandığım herkese en güzel duygu frekanslarımı gönderiyorum.
Misvak Ağacı: Çok lifli, küçük bir ağaç olan misvak ağacının dallarının ucundaki kısım diş fırçası olarak kullanılır. Özsuyu doğal flörür içerir.
Misvağın Faydaları: Misvak, en iyi ve etkili diş temizleme aracıdır. Mikropları ve bakterileri öldürür. Dişleri temizler ve dişetlerini kuvvetlendirir. Diş çürümelerini engeller ve dişleri beyazlatır. Ağız kokusunu giderir. Ağrıları hafifletir. Balgamı giderir. Mide gazını gidermeye yardımcı olur. Bütün bu faydaları nedeniyle Hz.Muhammed tarafından misvak kullanmak çok tavsiye edilmiştir.
Misvak Nasıl Kullanılır? Misvağın dalından 15 cm kadar bir parça kesildikten sonra ucu 1-2 cm kadar yontulup kabukları soyulur. Bir süre tuzlu su içinde bekletilince soyulan kısmın içindeki lifler açılır ve diş fırçası görünümünü alır. Eğer dallar çok sertse ve kendiliğinden açılmıyorsa bir bıçak yardımıyla açılması sağlanabilir. Misvak hazır hale getirildikten sonra normal bir diş fırçası gibi diş temizliği için kullanılır. İlk kullanımlarda, zayıf dişetlerinde hafif kanama olabilir. Misvak kullanmaya devam ettikçe diş etleri güçlenecek ve bu kanama kısa sürede geçecektir.

21 Ocak 2013 Pazartesi

Yeni Çağ Ritüelleri

Bence artık dünya insanları olarak hep birlikte senkronize ritüeller yapmaya başlamalıyız.
Evet belki herkesin bağlı olduğu bir din var.Ve bazılarımızın bağı o kadar fazla ki kalıpların dışında başka bir yöne eğilim göstermeyi tercih etmiyorlar.

Fakat bilim alanında o derece net yeni bulgular var ki dünya insanlığının ve üzerinde yaşadığımız dünya gezegeninin her geçen gün aydınlanmasına bizzat ben şahit oluyorum.

Mesela dünyanın ve üzerinde var olan her şeyin yaratılışı su bazlıdır.En basitinden bunu hepimiz biliriz ki dünya ‘nın 4 te 3 ü sularla kaplıdır.
İnsan vücudunun su içeriği yaş, cinsiyet, boy uzunluğu, vücut ağırlığı ve fiziksel aktiviteye göre değişir.
*Çocukların vücudunun su oranı yüksektir (% 70, yeni doğan bebekte ise % 90) ve yaş ilerledikçe suyun yerini yağ dokusu almaya başlar. Dolayısıyla yaş ilerledikçe suyu daha çok tüketmek gerekir.
*Yetişkinlerde vücut su oranı % 60, yaşlılarda ise % 50’dir.

Suyun bizim için önemi farkında olsak da olmasak da yaratılışımız dolayısıyla çok büyüktür.
Su ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalar doğrultusunda sizinle paylaşmak istediğim bilgilerden biri  su moleküllerinin maruz kaldıkları enerji frekansına göre tepki verdikleri ve maruz kaldıkları frekansın bilgisini depoladıları ile ilgili . Bu konu ile ilgili dünyamızda en önde gelen çalışmalardan birisini Dr. Masaru Emoto yapmıştır. Yaptığı çalışmanın özeti aşağıdaki linkte yer alan ‘Ne biliyoruz ki?’ adlı filimde de ele alınmaıştır.Okumaktansa izlemek çok daha hoş olur diye paylaşıyorum.


Bu demek oluyor ki su,  yaratılışı itibarı ile düşüncelerini kullanabilme gücü verilmiş olan İNSAN olarak bizim ona yükleyeceğimiz iyi niyet, sağlık, barış, mutluluk ve aklınıza gelebilecek tüm duygu frekanslarını depolayıp o frekansta titreşebilir. Ve eğer o suyu içerseniz sizin vücudunuzdaki su da aynı frekansta titreşmeye başlayabilir. Yaptığım araştırmalara göre edindiğim bilimsel veriler doğrultusunda geriye dönüp baktığımda bir çoğumuzun inanç sisteminde kabul görmüş olan okunmuş su içmenin faydalı olacağı bilgisi kim bilir kaç bin yıllık bir bilgi. Kadim inanışlar günümüzde bilimsel verilerle harmanlanıyor.Bizzat ben karşılaştığım araştırmalar ile hem çok şaşırıyorum hem de çok mutlu oluyorum.Çünkü anlıyorum ki insan denen varlık bir çok şeye yön verebilme donanımıyla yaratılmış Ve hem de diğer yaratılan her şey de birbirinin etkisine o kadar açık ki.Fakat biz yanlış yönlendirilmiş eğitimler dolayısıyla olmamız gereken bilinç ve kudretten uzak kalmışız. Belki de bu bazılarının dediği gibi dünyayı kendi güçlerini ellerinde tutmak için insanlığı belirli kör kalıplar ile yönetilmeye maruz bırakan elit tabaka tarafından tasarlanmış bir kurgudur.

Evrendeki yaratılmış her şey enerjiden ibaret ve her şey birbiriyle etkileşim halinde olduğuna ve biz de İNSAN olarak yaydığımız enerjiyi kontrol etme ve yönlendirme konusında yetkin olduğumuza göre bireysel olarak günlük yaşamımızda içtiğimiz suyun, yediğimiz yemeğin frekansını etkileyebiliriz. Onlara yükleyeceğimiz frekansların vücudumuzda sirküle olmasını sağlayabiliriz. Baktığımız her şeye gönderdiğimiz bilinçli ya da bilinçsiz her duygu frekansı ile her şeye hükmediyoruz aslında.Ben ailem ve kendim için öncelikle manyetik alan ve mineral içeren su arıtması kullanıyorum.Bunun üzerine de içtiğim suya niyetimi yüklüyorum.Çocuğuma ve eşime de niyet yüklemesi yapıp içiriyorum.
Bunun bir geniş spektrumdaki versiyonu herkesin suya ve yediklerine niyet yükleyerek kendi frekanslarını yükseltmesi.

Bundan daha geniş spektrumdan bakıldığında hepimizin beirli gün ve saatlerde dünya üzerindeki tüm su ve besin kaynaklarına iyi niyet frekansları yüklememiz toplu bi ritüel oluşturacaktır.Bu ritüellerin sürekliliği dünyamızın ve üzerindeki herşeyin frekansını artıracaktır.

Yeni çağda İNSAN olarak gücümüzü kullanarak ortak varlığımızın frekansını yükseltmemiz en büyük amacımız olmalı. Çünkü bunu zaten yapacak donanıma yaratılş olarak sahibiz.

Sevgiler




11 Ocak 2013 Cuma

UYANIŞ

Her birimiz farklı bilinç düzeylerinde farklı yaşam biçimlerine sahip farklı bedenlerdeki TEK BİLİNCİN parçalarıyız. Tıpkı okyanustaki su damlaları gibi. Her birimiz bağlı olduğumuz TEK bilinç kaynağının gözleriyle birbirini ve varoluşu izleyen bilinçleriz. Biz,  çeşitli enerji seviyelerindeki ortamlarda var olmuş enerji varlıklarız. Tek kaynaktan geliyoruz ve o tek kaynağın kendi kendisini izlemesi prosesinin parçasıyız.

Zaman dediğimiz şey bir illüzyon. Madde bir illüzyon. Tek gerçeklik ise her an her yerde ve her şeyde olan bilinç. Madde , bilincin dans ettiği bir platform sadece. Madde çeşitli yaşam sürelerine sahip ve dönüşen bir materyal.

Otuz sekiz yıllık yaşamımda son 2 yıldır çok hızlanmış ve ondan önceki son 8 yılda da yoğunlaştırılmış şekilde bizzat yaşayarak edindiğim tecrübe ve bilgi beni yukarıda özetlediğim düşünce formuna ulaştırdı. Bu form yaradılışın tasavvufta da işlenmiş olan öz bilgisidir.

Son 10 yılımda şimdi geriye baktığımda kaynağın kendisini izlemenin yanı sıra benim de onu izleyebilmem için bana ulaşma çabaları olarak gördüğüm çetrefilli olaylar silsilesi ile boğuştum.
Tüm bu kaos ve sıkıntılar silkinmemi, yaşadığımız şeylerin tekamül etmemiz için tasarlanmış kurgular olduğunu idrak etmemi ve uyanmamı sağladı.
En önemlisi bulunduğum enerji seviyesinden baktığımda her şeyin O’nunla karşılıklı birbirimizi izlemek amacı ile varolduğunu , O’nun SEVGİ olduğunu anladım.
Bu sonsuz SEVGİ frekansının içinde sonsuzluğa doğru çıkmış olduğumuz bir yolculuktayız.

Tasavvufta Cennet diye adlandırılan şey aslında ne bir yer ne bir mekan, işte tam da bahsettiğim bilinç seviyesinde titreşiyor olmak. Bu bilinç seviyesinde korku gözden çoktan kaybolmuş, gri bulutlar etrafı pırıl pırıl aydınlatan ışığa duydukları sevgiden sönüp gitmişler.Artık sadece SEVGİ ve IŞIK var.

Sevgiler
Didem

4 Ocak 2013 Cuma

2013-İlk

Aldığım derin nefesler karanlıktan aydınlığa çekiyor
Orada renkler birbiriyle dans ediyor
Evrensel harmoninin görüntüsü bu
Her renk neşe ile titreşiyor

Renkler şimdi yeşil ve morun tonları
Ve vücudumu saran çiçeklere dönüştü
Bedenim çiçek bahçesi
Kokular yayılmaya başladı
Huzur bu bahçede gizli
Ben şimdi yeşil ve mor bir bahçeyim


Bugün uzun zamandan sonra MEDİTASYON yaptım

Eskiden herşey benim için çok kolaydı.Çocukluğumdan itibaren yani kendimi fark etmeye başladığım andan itibaren hayal kurma gücümün ne kadar yüksek olduğunu bizzat yaşayarak gördüm.Ve hatta ilk gençlik yıllarımda kurduğum hayallerin hayatımın planı olarak bana geri dönmesi beni hem şaşırtıp hem de istediklerim hep oluyor sevincine boğuyordu.
Hayal kurmak o zamanlar benim için yatağa uzanıp uzuuun uzun derinlemesine bir resim çizmek ve o resmin içinde tüm gerçekliği bilfiil yaşamaktı.Yani kurduğum dünyanın içindeki tüm renkleri, tüm duyguları , tüm lezzetleri ve tüm olmasını istediklerimi birer nakış gibi işlemek.
Bu hayalleri kurduktan sonra o kadar mutlu devam ederdim ki günlük yaşamıma:-) Bu benim için neredeyse günlük bir ritüeldi.Hatta çok sevdiğim bir hayalime kaldığım yerden veya en baştan tekrar tekrar başlayarak devam ederdim.Geliştirir, düzeltir, en mükemmel halini hafızama nakşederdim.Şimdi anlatırken bile çok çok mutluluk duyuyorum sizlerle paylaştığım için.
Yıllar içerisinde bilimin de yön değiştirmesi ve quantum mekaniğinin daha iyi anlaşılması ile ortaya çıkan fikirler ve yapıtlar benim o zamanlar bilmeden ne kadar doğru şeyler yaptığımı anlamama ışık tutuyor.Her geçen gün yepyeni bilimsel verilere ulaşıyorum ve çok mutlu oluyorum.

Çocukken dünyada aç, acı çeken, çirkin, ailesiz insanların var olması beni çok üzerdi.Hep sorgulardım.Neden dünya savaşlarla dolu, neden açlık var, neden neden??? Çok uzun süre kendimi yıpratacak derecede bunları düşünüp elimden gelen yardımı insanlara vermeye çalıştım.Elimden maddi yardım gelmezdi.Ben de insanların sorun olarak gördükleri konularda onlara manevi destek olmaya çalıştım. Herkesin tüm olumsuzluklara rağmen bunların içindeki olumluyu yani ışığı bulmasını istedim.

Bu sorgulamam hala devam ediyor ama yön değiştirdi. O zamanki kadar acı çekmiyorum.Çünkü varolan herşeyin dünya üzerinde dünya ile birlikte titreşen varlıkların kollektif bilincinin oluşturduğu gerçeklik olduğunu biliyorum. Hepimizin titreşimsel olarak birbirimizle bağımız olduğunu ve birbirimizi etkilediğimizi biliyorum.Hepimizin tekin parçası olduğumuzu biliyorum.Tüm bunlar bendeki ışığı daha da parlak hale getiriyor.Çünkü umut vadediyor.

Bütün bunların bugün yapmaya başladığım meditasyonla ne ilgisi var diye soranlarınız için ;
çünkü artık tekin parçası olarak eskiden olduğu gibi hayallerimin içinde mutluluk duygusuna sarılmak , bakış açımı genişletmek ve mutluluk duygusunun bende yarattığı titreşim frekansını evrene göndermek istiyorum. Böylece bütünün hayrına bir adım atmış oldum ve etrafıma ışık saçmaya karar verdim.

Meditasyon yaparken o kadar rahatladım ve mutlu oldum ki anlatamam.İçimde bir genişleme ferahlık herşeyi yapabileceğime dair bir inanç ışığı belirdi ve hala içimde :-)
Paylaşacak çok şey var evrendeki galaksiler kadar çok:-))
Varolan herkesi ve herşeyi seviyorum
Didem